Thassos Adası

Lütfen bizi takip edin ve paylaşın:
7

Yaz geldi sıcaklar bastırdı. ‘Ah şöyle hafta sonunu Cuma ile birleştirip İstanbul’dan 2-3 günlüğüne kaçabilsem’ sezonu açıldı. Çeşme, Bodrum, Ayvalık, Assos, Saros gibi alternatifleri siz zaten biliyorsunuz, ben size çok yakınınızda cennet gibi plajları ve turkuaz denizi olan bambaşka bir yeri anlatacağım. Üstelik Türkiye’deki alternatiflerinden çok daha ucuz. İstanbul’dan arabaya binin, sadece 5 saat sonra oradasınız; işte Thassos Adası…

Otomobil ile gitmek istiyorsanız yapmanız gereken iki şey var. Birincisi triptik belgesi de denilen araç sigortasını yaptırmış olmak. Bunu kendi sigorta şirketinizden çok kolay bir şekilde halledebilirsiniz. 15 günlük sigorta 60 euro civarı bir para tutuyor. İkincisi ise maalesef uluslararası ehliyet almanız gerekiyor. Aslında hiçbir işe yaramayan bu uluslararası ehliyet için gidip TURİNG’e 380 lira para ödüyorsunuz. Üstelik bu ehliyet sadece sınırdan geçerken işe yarıyor. Yunanistan içerisinde bir sorun olduğunda normal ehliyetinizi gösterebilirsiniz.

Ancak adaya otobüsle de ulaşım mümkün. Bir çok otobüs firması günde üç defaya varan karşılıklı seferler düzenliyor. Otobüsle Kavala’ya gidip (ortalama 75 TL) oradan feribotla adaya geçebilir ve otomobil kiralayabilirsiniz. Bu durumda uluslararası ehliyete de gerek yok. Ayrıca adada kiralama fiyatları uygun (mesela 3 günlüğü 60 euroya kiralama yapan şirketler var).

E-5 otoyolunu takip ederek, Silivri, Tekirdağ ve Keşan’dan sonra İpsala’ya varacaksınız. İpsala’dan çıktıktan sonra dümdüz giderek önce Alexandroupolis olarak bilinen Dedeağaç, arkasından Komotini (Gümülcine) ve Xhanti (İskeçe) sapaklarından geçiyorsunuz. Egnatia Otoyolu insanı hız yapmaya davet eder, aman radarlara dikkat! Thasos’a sizi götürecek olan feribot Keramothi kasabasından kalkıyor. İskeçe’den yaklaşık yarım saat sonra otobanda feribot işareti ile birlikte Thassos tabelasını görebilirsiniz. Ancak tabela çok büyük değil, o nedenle dikkatli olun. Saptıktan yaklaşık 25 km sonra sonra tabelaları takiben feribotun olduğu Keramothi kasabasına ulaşacaksınız.

Thassos‘a gitmek için iki ayrı yerden feribot kalkıyor. Yol üzerinde tabelalarda göreceksiniz. Gelmişken bir de Kavala’ya uğrayalım derseniz, oradan da feribot ile Thassos’un güneyine, Limaneria bölgesine yaklaşık 1 saatte ulaşırsınız.

İpsala-Keramothi arası 2 saat sürüyor. Takip ettiğiniz yol direkt olarak sizi o sevimli ve şirin Keramothi’nin feribot iskelesine ulaştırıyor. Hemen oradan biletinizi aldıktan sonra saatine göre yarım saat veya 1 saat arayla kalkan feribotlar Thassos Adası’na götürüyor. Feribot ücreti ise araç ve şoför 23 euro. Şoför haricindeki her bir yolcu için ise 3 euro ücret alınıyor. Feribot yolculuğu, kalkması durması derken yaklaşık 50 dakika kadar sürüyor.

Thassos’un deniz kenarında üç ana merkezi var: Limenas, Limeneria ve Pathos. Limenaria, Golden Beach, Prinos, Limenas bölgeleri taverna, cafe ve konaklama seçeneklerinin daha fazla olduğu yerler.

Buraya niye geldik, deniz, güneş eşliğinde dinlenmeye tabi ki, o halde plajlardan bahse başlıyorum:)

Limenas’a yakın bölgedeki plajlarından ilki 3 km uzaktaki La Scala Beach. Bu plajın çevresinde de irili ufaklı birçok plaj var. La Scala’ya giriş ücretsiz. Araba park yeri de gayet geniş. Mermer tozları ile kaplı bembeyaz bir zeminden ilerleyip kumsalda şemsiye ve şezlonglara kurulabilirsiniz.

Makryammos plajı bungalov tesisi dışarıdan ücretli plaj müşterisi kabul ediyor. Adanın en iyi tesisi, denizi de çok güzel. Biraz daha salaş bir bölge olan Aliki’de ise Leonidas adlı plajın sonundaki lokantanın önünden denize girip, öğlen bira kalamar yapabilirsiniz. Plajlara giriş adam başı 3-5 euro arasında. Eğer şezlong ve şemsiye isterseniz çiftine 7 euro. Yiyecek içecek fiyatları her yerdeki gibi, kesinlikle daha yüksek değil.

Küçük bir plaj olan Psili Amos oldukça rahat şezlongları, tüllü locaları olan, sakin ve huzurlu bir plaj.  Turkuaz denizi, incecik kumu ile bu plajı mutlaka tavsiye ediyorum. Şezlonglar, localar ücretsiz. Sadece yediğinizi, içtiğinizi ödüyorsunuz. Soğuk bir frappe alıp huzurun tadını çıkarın. Wi fi ücretsiz.

Aliki küçük bir koy, tek kelime ile cennet. İpek gibi beyaz kumu yok ama su muhteşem. Ortam ve plaj güzel! Şezlonglar ücretsiz. Sadece yediğinizi içtiğinizi ödüyorsunuz. Hemen yanı başında birçok taverna var. Bir de burada ballı ve meyveli Greek yoğurt yemeden dönmeyin…

 

Diğer önerim, etrafını saran yemyeşil ağaçlı dağlarla, beyaz kumu ve pırıl pırıl denizi ile Paradise Beach, gerçekten de cennet gibi bir plaj. Plajda şezlong ve şemsiye 3€. Burada tek bir tesis var. Vişne soslu browniyi mutlaka deneyin derim.

Glyfoneri otelin plajı ve gerçekten saklı cennet. Bembeyaz kumu, yemyeşil denizi ve etrafındaki ağaçlarla Glyfoneri plajına mutlaka gidin. Plaja giriş 3€. Şezlong, şemsiye ücretsiz. Glyfoneri ve La Scala birbirine çok yakın. Bir günde iki plaj yapmak isterseniz oldukça ideal bir seçim olur.

Gelelim yeme işme konularına, arada değindik ama detaya inelim:) Bu adada yenebilecek en güzel şeylerin başında deniz mahsulleri, kızartmalar, musakka, Grek salad, cacık gibi yiyecekler geliyor. Kısa bir fiyat bilgisi vermek gerekirse kalamar, ahtapot ve midyelerin porsiyonu 5-8 euro arasında değişiyor. Ancak bu porsiyonlar bizdeki gibi minicik değil, uyarayım. Duble porsiyon söylerseniz yarısının masada kalma riski var.

Limaneria bölgesinin en iyisi sahilin sonunda yer alan Limani Restaurant. Sahibi Niko, kardeşleri ve çocuklarıyla işletiyor burayı. Aynı zamanda müzisyen, hatta bazı akşamlar canlı müzik yapıyor. Hikayesi olan bir adam… Burada ne yiyeceğinizi de size bırakıyorum, her şeyi iyi çünkü. Bir de meraklıysanız Niko’dan bal isteyin. Thassos‘un balı çok iyidir. Niko size turistik olmayan bal ayarlar.

Thassos’da yalnızca kıyıda değil dağ eteklerinde de birbirinden güzel köyler bulunuyor. Özellikle Kazaviti, Potamia ve Panagia görülmesi gereken köyler. Kalmak isteyenler için köylerde butik oteller de var.  La Scala’dan sonra yemek yemek için Panagia adında bir köye gittik. Çok sevimli ve küçücük bir köy. En önemli özelliği ise köyde kuzu, oğlak ve tavuk çevirme ile kokoreç yapan restoranlar. Biz dört kişi çevrilen her şeyden bol bol yedik. Salata, musakka, cacık, patlıcan biber kızartmaları ve tüm içeceklerle 52 euro ödeyip çıktık. Thassos’a gidenlere kesin tavsiyem, burada çevirme yemeden dönmeyin.

Bir köy önerim daha var, Kazaviti. Eski yemyeşil bir dağ köyü burası. Sıcaktan bunaldığınızda kendinizi atacağınız bir sığınak gibi… Ve burada Vasilis adlı restoranda mutlaka yemek yemelisiniz. İçi feta peyniri dolgulu kızartılmış kabak çiçeği, kuzu dolma ve kuzu kaburga çok başarılıydı.

Bu kadar öneriden sonra dönüş için de birkaç önerim var. Öncelikle Thassos‘tan mutlaka zeytinyağı alın. Adanın zeytinyağı çok iyi ve çok ucuz.

Yunanistan’dan dönüşte adettir, Kavala kurabiyesi de alınır. Bunun için Kavala ve Keramotia arasında kalan Nea Karvali bu işin en iyi yapıldığı yer. Ahalisinin çoğunluğu da Niğde Aksaray göçmeni Rumlar, yaşlıları Türkçe konuşur, hikaye anlatmaya bayılır…
Duty Free alışverişini de Yunan tarafından yapmanızı öneririm, Rakı hariç her şey daha ucuz ve seçenek daha çok.
İyi tatiller!

 

 

 

Lütfen bizi takip edin ve paylaşın:
7