Lamu Island – Kenya

Lütfen bizi takip edin ve paylaşın:
7

Kenya’ya gideceğimizi duyan herkes hemen hemen aynı tepkiyi verdi, “Ne işiniz var orada?” ve “Safari mi yapacaksınız?” Ağustos ayı sonunda Kenya’ya gidiş planımız pek çok kimsenin aklına yatmadı çünkü sıcaktan kavrulacağımızı zannediyorlardı. Hiç öyle olmadı diye başlamak istiyorum bu yazıya:)

Kenya’ya 26 Ağustos tarihinde 5 kadın gittik. Planımız Nairobi’den Lamu Island’a geçmekti. O nedenle Nairobi Havalalanı’ndan bir başka havaalanına geçerek planımızı gerçekleştirecektik. Sabaha kadar (5 saat havaalanında kalmak söz konusuydu “aman ne olacak bir yerlere kıvrılırız” dedik ama o hiç öyle olmadı. Fotoğraf ve videolarda da göreceğiniz gibi, maalesef konforu rüyamızda gördük. Jomo Kenyatta Uluslararası Havalimanı’ndan yerel uçuşların yapıldığı Wilson Airport’a geçtik. Sabaha karşı 04.00te orada olduğumuzdan ve her yer saat 06.00’da açıldığından resmen sokakta kaldık ve donduk. Çünkü Afrika’da kış sonu Ağustos. Hava 11 dereceydi gece. Neyse, sabah 09.00’da Mombasa aktarmalı uçağımızla 2 saat bir yolculuk sonrası Manda Airport’a indik. 50 kişilik, bizim eskimiş 500T otobüslerin konforunda bir uçakla yaptık bu yolculuğu. Manda Airport’tan çıkışta uzun mendirek gibi bir yol var ve yolun sonunda denizde bekleyen teknelere bavullarımız yüklendi Lamu’ya doğru yola çıktık. 15-20 dk bir yolculuk sonrasında Lamu Ada’sına vardık. Ada’da taşıt yok, bisiklet dahil. Sadece eşekler var, ada eşek dolu (3000 civarında eşek varmış). Taşıma onlarla sağlanıyor. Ah canlarım benim, güzel gözlü canparelerim… Çok üzüldüm orada yaşadıkları hayata. Detaylara girdikçe anlatacağım.

  

Lamu’daki evimize giden yol kumluydu, buna gerçekten şaşırdık, ara sokaklarda bile kum vardı. Çıplak ayaklıydı neredeyse herkes. Bavullarımızı sırtlarına alan siyahiler önde biz arkada 3 dakika kadar yürüyerek eve vardık. Evimiz İngiliz kolonisinden kalma şahane bir mimari örneğiydi. 4 katlı, avlusunda havuz bulunan, her odası banyolu nefis bir evdi. Eve bayıldık.

http://www.lamuholiday.com/our-houses/jaha-house.html

Hele gecelik ödediğimiz ücreti duyunca siz de bayılacaksınız eminim:) Gecelik 27 euro verdik kişi başı. Buna kahvaltı dahildi.

     

       

Yemeklerimizi evde yemek istedik ve yardımcılarla anlaştık, yandaki evde pişirip bize her gün öğle ve akşam yemeği servis ettiler. Alerjimiz olmadığını, istedikleri her şeyi pişirebileceklerini, yöresel ne varsa yiyebileceğimizi söyledik. Her gün şahane şeyler yedik, ıstakoz, ahtapot, adını bilmediğim balıklar, karides gibi deniz mahsulü ağırlıklı, yanında mutlaka salata ve pilav (jasmin pirincinden, yağsız), sabahları omlet, marmelat, mango, ananas, muz… 6 günlük yemek bedeli olarak kişi başı 50 $ verdik o şahane yemeklere (çay kahve servisleri de buna dahil).

 

1890’da Lamu ve Kenya İngiliz sömürgesi olmuş, Kenya, 1963’te siyasi bağımsızlığını kazanmış ancak Kenya merkezi yönetiminin etkisi düşük kalmış ve Lamu bir dereceye kadar yerel özerkliğe sahip olmaya devam ediyormuş. Lamu’nun ekonomisi 1907’de kaldırılıncaya dek köle ticaretine dayanıyormuş. Şimdilerde Hint Okyanusu üzerinden Orta Doğu ve Hindistan’a gönderilen fildişi , mangrove , kaplumbağa kabukları ve gergedan boynuzları ihracatı ve turizm ile geçiniyorlar.

Ev Lamu’nun Shela denilen tarafındaydı, kolonyal mimarinin, özenle oyulmuş Arap kapılarına sahip süslü avluların, temiz sokakların olduğu iyi kısımda yani. 1. gün evde dinlendikten sonra 2. gün geleneksel işlevlerini koruyan, Doğu Afrika’nın en eski ve en iyi korunmuş Swahili yerleşim bölgesi Lamu Old Town’a geçtik. Lamu Old Town, 2001’de UNESCO Dünya Mirası alanı olarak belirlenmiş. Sözde Unesco korumasındaymış.  Sözde diyorum çünkü hayatımda bu kadar pis bir yer görmedim, Allah da göstermesin! Ne bir şey yiyebildim ne bir şey içebildim ne hediyelik alabildim iğrenmekten! Her yer eşek dışkısı ve idrarıyla kaplı ve insanların ayakları çıplak, o dışkılara basarak her yere girip çıkıyorlar. Dükkanlar izbe, in gibi karanlık ve rutubetli, ahşap oymalar kurtlar tarafından yenmiş, asırlık tozlar üzerilerinde… Önümüzde tepesinde kartonla avokado ve mango taşıyan adam düşüp patlayanları tek tek yine kartona doldurup götürdü ve sanırım onlar sofraya kondu ve yenildi.

Ben bu bölgeye sadece yarım saat tahammül edebildim, bir daha da bu bölgeye geçmedik zaten.

      

3. gün bizi havaalanından adaya getiren Nasir (teknemizin sahibi) ile Manda Adası’na geçtik. Daha önce Vildan araştırmış ve Majlis Resort’u seçmişti günü geçirmemiz için. Manda Adası gerçekten bir cennet! Maldivler havasında, o güzelim mangrov ağaçlarıyla, eşsiz pudra şekeri gibi kumsalıyla, harika tesisleriyle gerçekten gidilip görülesi yerlerden biri. Daha sonraki 3 gün boyunca hep Manda Adası’na geçtik, adayı dolaştık, keşfettk, eşsiz fotoğraflar çektik, Majlis Resort’ta yedik içtik, keyfimize baktık:)

Majlis ucuz bir yer değil. Gitmek isteyenler için adresini buraya ekliyorum.  https://themajlisresorts.com/ Hizmet kalitesi, yemekler, kokteyller bizi çok memnun etti. Zaten işletmeci bir İtalyan. Konaklamak mecburiyetinde değilsiniz, dışarıdan da günübirlik alıyorlar, bizim yaptığımız gibi başka bir yerde kalarak her gün işletmede keyif çatabilirsiniz. Yemeklerin fiyatları ortalama 20-35 $ civarında.

 

Yazının devamı gelecek…

 

 

 

 

 

Lütfen bizi takip edin ve paylaşın:
7