Category Archives: İlişkiler

sarahjessicaparkerilişkiler üzerine pek çok şeyi paylaşmaya var mısınız?…

Boşanma oranları ve çalışan kadın korelasyonu

TR de boşanmaların artmasıyla alakalı kadınlara kalmış ihale, kadınlar ekonomik özgürlüğü ele geçirince artmış boşanmalar.

Vay efendim eşler tahammül etmezse evlilik nasıl yürürmüş!? Öyle yürüyen evliliklere evlilik mi denir? Mesela kadının ömür boyu kahır çektiği, aşağılandığı, dövüldüğü, kocanın kendi keyfinde geçirdiği bir hayat, hayat mıydı eskiden o kadınlar için? Öyle bir evlilikte kadın mutlu muydu?

Niye tahammül eden erkek değildi? Niye erkekler hep tahammülsüzdü, hep aksiydi, hep sertti, hep gözü dışarıdaydı? Neden ‘nasıl olsa gidecek yeri yok’ diye karılarına çektirmedikleri kalmadı?

Peki annelerinin eziyet çektiği, ağladığı bir evde çocuklar mutlu mu büyüdü? Ruh sağlıkları yerinde miydi?

Varsın öyle evlilikler yürümesin zaten!

Benim görüşüm; kadın özgürleştikçe, kendi ayakları üzerinde durdukça, boşanmalar arttıkça; erkekler de kadının kendi malları olmadığını anlayacaklar el mecbur!
Kimsenin ‘evlilikte katlanmak zorundasın’a sığınarak tek bir damla göz yaşı döktürmeye hakkı yok. Kahır çekmek, mutsuz bir ömür geçirmek, kendini unutmak için evlenmiyor kadınlar.

Keşke anneannelerimizin, babaannelerimizin de imkanı olsaymış da tahammül etmeselermiş o adamlara. Belki o zaman anne babası ayrı ama mutlu ve akıl sağlığı yerinde bireyler olarak, daha güvenli daha huzurlu daha az şiddete meyilli bir millet olurmuşuz.

Ayrılık acısı çeken arkadaşın teselli edilmesi

Bugün hepinize ayrılık acısı çeken arkadaşa iyi gelecek faydalı bilgiler vermek peşindeyim:)
İnsan arkadaşını bir noktaya kadar seçebiliyor ama arkadaşının sevgilisi için aynı şeyi söylemek zor. Gönlün ota da boka da konma potansiyeli olduğundan söz konusu sevgiliden tiksinseniz de arkadaşınızın hatırına katlanıyorsunuz. İçinizden “nerden buldu bu malı” deyip, yüzüne bir şey diyemiyorsunuz. Ancak gün geliyor arkadaşınız o sevgiliden ayrılıyor. 

Yooo hemen sevinmeyin! Çünkü o gün ayvayı yediğiniz gün! Ayrılık acısı çeken arkadaşın teselli edilmesi deveye hendek atlatmaktan zor çünkü. 

Avutma seanslarında durum öyle bir hale geliyor ki 2 gün evvel bir kaşık suda boğmak istediğiniz, ayrıldıkları gün kurban kesmeye and içtiğiniz o eski sevgilisini bulup ‘gözünü seveyim bir şans daha ver ona’ diye yalvarasınız geliyor.

Sana kız mı /adam mı yok da boş çıktı, gezdirdiniz olmadı, yedirdiniz olmadı…Geldi sıra kötülemeye; “Senin iki senedir miden bunu nasıl kaldırdı, biz en çok ona hayret ediyorduk. Sırf hatırın için görüşüyorduk, yoksa evlat olsa sevilmez. Hatta yeri gelmişken söyleyeyim, bir ara bana bile yazdı o…” gibi aklınıza ne geliyorsa sayıp döküyorsunuz.

Sonra ne mi oluyor? İki gün sonra hooop barışıyorlar. Arkadaşınız artık sizinle görüşmek istemiyor. Neden? Çünkü arayı yeniden yapıcam diye olduğu gibi öttü sizin cümleleri. Yaaa yaa…

Ya da ne yapılsa olmadı ve barışmadılar. Velhasılı kelam konuştunuz, anlamıyor; barıştırmaya çalıştınız, karşı taraf istemiyor; gezdirdiniz, eğlenmiyor… Ama susmuyor da! Bu durumda şöyle temiz bir dayak onu kendine getirecek en temiz yöntemdir!

 

 

Gelinliğin belindeki o kırmızı kurdele!

Bu ülkede beni çok fazla sinirlendiren adet var ama en iğrençlerinden biri gelinliğin beline bağladıkları o kırmızı kurdele!
Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin önünden geçerken gördüm bugün, o kadın adına ben sinirlendim.

Kadının cinsel hayatını ayan beyan insanlara sergilemek bu, kadını erkeğe sunulan paketi açılmamış bir mal olarak görmek bu. Eğer bunu kadın kendi isteğiyle takıyorsa da feci, bekareti bayrak açıp sallandırmak sapkınlıktır, mahremiyetin yırtılmasıdır bana göre, zar varsın dursun yerinde.

Kimse kimsenin namusuna hükmedemez, kimse kimseye kendi ahlak anlayışını dayatamaz. 18 yaşını aşmış bir çocuğun kendi kararını verme hakkı vardır çünkü o artık bir bireydir. Ve namus denen kavram hep kadın üzerinden inşa edilemez. Ayıplar, günahlar,yasaklar hep kadın üzerinden. Namus cinayetine kurban giden kaç erkek var sorarım?

Uzatmayayım, evlenmeye niyeti olanlar, “buyrun anahtar teslim sıfır km kızımız” kurdelesini tekrar bir düşünüp değerlendirin, aşağılattırmayın kendinizi!

İlişki bitiminde yazılan devasa maile dair…

Ekşide gördüm “ilişki bitiminde yazılan devasa mail” başlığını, aklıma geldi benim de eskiler:))

  

O yazışma bitmeyen, bitememiş meseleler yüzündendir. Yazan taraf (özellikle sürekli Whatsup’tan artık yeter, bitti çünkü.. ile başlayan şeyler yazan kişiler) için kati surette bitmemiştir. Bitse bıdıbıdı konuşup durmazsın, ne sesini duymak istersin, ne yüzünü görmek… Açıklama yapmadan bitirir yürür gidersin. Haa bu arada bu yazdığım yüzyüze konuşup bitirenler için geçerli değil, onun sonrası dostluk (yapabilenler için). Ayrıca o ferman gibi yazdığınız metnin karşı tarafa herhangi bir etkisi olduğunu düşünmek sadece saflıktır, onu da bilin, demem o ki yorulmayın.

O mail terkedenin değil terkedilenin yazdığıdır. Canı yananın, umursanılmayanın yazdığıdır. O mail aşamasına gelmeden gözyaşınızı, acınızı önemsememiş, bunları göz önüne alarak deli deli hareketleri bırakın. Akabinde Twitter’dan ”herkes ederi kadar!” tweeti, 3 gün sonra Facebook’dan ”bağlanmayacaksın” temalı şiir ve yazılarla da alemi kendinize güldürmeyin.

Bitmiş. Ağırbaşlı bir kabul ediş iyidir artık bizim yaşlarda.

Aşkın Baharı

Hani derler ya “geldi bahar ayları titredi gönül yayları” diye, bu her bahar aşık olma meselesine dair bir şeyler yazayım dedim. Nisan ve Mayıs’ta sakin olun (lafım başı bağlılara ilkin). Aldatmalara, güzelim ilişkilerin bitmesine, yalnızların kahra düşmesine sebep olan bu bahar deliliğinin nedenlerini anlatacağım size, bu güzel havalar mahvetmeden kendinize mukayyet olun diye bilimsel açıklamayla geldim:)
Öncelikle üremeye ağırlık veren vücudun sinyalleri, koku hormonu feromonların ve hormonların artması, doğanın yenilenmesinin getirdiği enerji aşık olma isteğini arttırıyor ve olura olmaza (genelde hiç olmaza) aşık olunuyor. Fakat o aşk hormonlar nedeniyle mi yoksa gerçek aşk mı değil mi ancak zaman geçince anlaşılıyor. Yani ilkbaharda aşık oldun diyelim, bak bakalım sonbaharda hala aynı kişiye aşık mısın, eğer öyle ise tamam, sen devam et 34:)
Bu dönemde aldatmaların artma nedeni bağlanma hormonu olan vazopressin. Bahar aylarında dengesiz bir şekilde salgılanıyor, yani, vücudumuzda çokça bulunurken birden azalabiliyor. Bu da vücudumuzun kendini yenilemesiyle alakalı bir durum. Aman suç bende değil hormondaymış derseniz, aşk bile olup olmadığı belli olmayan (bir üst paragrafta anlattım) bir şeyin peşinden koşarken evdeki bulgurdan da oluverirsiniz demiş olayım. Bu dönemde başlayan ilişkilerin çoğu kısa bir zaman sonra bitmeye mahkum. Nisan, Mayıs aylarını sevgilisiz geçirmenin güçlüklerine göğüs germek zorunda kalsanız da nihayetinde Haziran gelecek, metin olun. Bahar aşkları baharın geçip gitmesiyle beraber sorunlara teşne olacak, siz köşenize çekilip onları izlerseniz, bahardan sizin gibi aşksız çıkmış bir dünya karşı cins olduğunu da fark edeceksiniz. Artık ondan sonrası size kalmış!:)

https://www.youtube.com/watch?v=Mprdwfo9OlQ&feature=youtu.be

Dijital Şiddet

Sosyal medya yaygınlaştığından beri ortaya çıkan bir şiddet türü var “Dijital Şiddet”. Bunun pek çok boyutu var ama ben ilişkiler boyutuna değinmek istiyorum bugün.

Bazı ilişkilerin bitmesine yol açıyor bu şiddet türü. Çoğumuz ise şiddete uğradığının bile farkına varmadan o ilişkiyi sürdürüyor. Masum gibi görünüyor çoğunuza ama şiddetin masumu olmaz. Kimsenin size bunu yapmasına izin vermeyin, kendinize saygınız olsun, alanınızı korumayı bilin.

Farkına bile varılmayan şiddet türlerinden bazı örnekler vereyim şimdi; sosyal medyada kiminle arkadaş olduğunuza karışılması, sosyal medya şifrenizin istenmesi veya çalınması, sürekli mesaj atılması veya arama yapılması, hoşunuza gitmeyecek veya sizi utandıracak şeylerin paylaşılması. Mesela çirkin çıktığınız bir fotoğrafınızın uyarmanıza rağmen paylaşılması ve etiketlenmeniz, veya özelde mesajlaşmak, konuşmak varken direk duvarınıza tuhaf şeyler yazılması, telefonunuzun karıştırılması, sizi kontrol etmek için arama, mesaj ve fotoğraflarınıza bakılması, sizden sürekli konumunuzun gönderilmesini istenmesi birer dijital şiddettir.

Bu saydıklarım birbirine güven problemi yaşayan çiftler arasında yaygın şeyler ve bizim toplumumuza normalleştirilmiş durumda bu tavır. Fakat normal değil arkadaşlar, hiç normal değil ! Dijital şiddetin eş, dost, akraba, sevgili bahanesiyle sizlere uygulanmasına izin vermeyin (siz yapıyorsanız herhalde bu yazıdan sonra yapmazsınız-umarım-). Bunların yapılmasıyla bu bağların kuvvetlenme ihtimali yok. Güven ilişkisi kuramadığınız insanlarla yollarınızı ayırmanızda fayda var.  Bu eşiniz dahi olsa! 

Dijital şiddet de fiziksel şiddet gibi suçtur!